28 Mart 2010 Pazar

TÜM OLAYLAR "ŞU AN" DA GERÇEKLEŞMEKTEDİR!


Allah katında her olayın tek bir anda meydana geldiği gerçeğini şöyle bir örnekle de açıklayabiliriz: Karşınızda büyük bir şehrin tablosunun bulunduğu düşünün. Tabloda şehrin caddeleri, sokakları, bu sokaklarda ilerleyen araçlar, sağa sola dizilmiş binalar ve insanlar çizilmiş olsun. Ve yine bu tabloda, şehrin bir ucundan diğer ucuna ulaşmaya çalışan bir adamın görüntüsünün de çizildiğini farz edin. Şimdi bu adam için şehrin bir ucundan diğerine kadar olan mesafe belirli bir uzaklıktadır ve bu uzaklığı aşabilmesi için de belirli bir zaman gerekmektedir. Adam ancak bu tam olarak bilemediği zaman sonunda istediği yere ulaşmış olacaktır. Aynı anda iki yerde birden olması mümkün değildir. Ama bu durum düz bir satıhtaki bu tabloya dışarıdan bakan bir kişi olarak sizin için geçerli değildir. Siz tabloya ilk bakışta şehrin bir ucundan diğerine kadar olan her şeyi tek bir anda görebilirsiniz, üstelik bunun için bir zamana da ihtiyacınız yoktur.

İşte bu örnekte anlatılan durum belirli bir boyutta yaşayan biz insanlar için de geçerlidir. Bizim için bir yerden başka bir yere ulaşmak ancak bir zamanın geçmesi ve enerjinin harcanması ile mümkün olabilir. Ama tüm bu boyutları yaratan ve tüm bunların üstünde tüm eksikliklerden bağımsız olan Allah için yarattığı evren ve onun içindeki dünya üzerindeki tüm olaylar tek bir anda gerçekleşir.

Resimdeki caddenin bir ucundan diğer ucuna gitmeye çalışan adam için bir uzaklık söz konusudur. Oysa bu caddeye kuşbakışı bakan bir kişi uzaklık sorunu olmadan çaddenin bir uçundan diğerine kadar her yeri tek bir anda rahatlıkla görebilir.
Yandaki resimdeki her kare köprüden geçen aracın bir anını görüntülemektedir. Aracın içindeki bir kişi, köprünün girişinden çıkışına kadar belirli bir süre geçtiğini düşünür. Oysa biz bu karelerin tümünü tek bir anda görürüz, yani bizim için zamanın geçmesi gerekmez.

İkinci önemli gerçek ise tüm bu olayların birbiriyle aynı anda gerçekleşiyor olmasıdır. Çünkü daha önce de ifade edildigi gibi Allah katında zaman yoktur, her şey bir anda olup bitmektedir.

Hz. Adem (as) peygamber aslında şu an balçıktan yaratılmaktadır, şu an melekler Hz. Adem (as)'a secde etmektedir, şu an Hz. Adem (as) cennetten çıkarılmış ve dünyaya gönderilmiştir. Üstelik sözü edilen "an", şu saniye yani sizin bu satırları okuduğunuz andır.

Şimdi bu konuyu daha da pekiştirmek için bir başka örnek daha verelim; Hz. Musa (as)'ı düşünelim. Annesinin daha bebekken Hz. Musa (as)'ı sandığın içine koyup suya bıraktığı an halen mevcuttur, o hali kaybolmamıştır ve sonsuza kadar da duracaktır. Allah katında Hz. Musa (as)'ın Firavun'a gittiği ve tebliğ yaptığı an mevcuttur ve aslında tam şu an Hz. Musa (as) Firavun'un karşısındadır, ama aynı zamanda şu an Hz. Musa (as)Kutsal Vadi Tuva'da Allah'tan vahiy almaktadır ve yine şu an Hz. Musa (as) yanındaki İsrailoğullarıyla birlikte Firavun'un adamlarından uzaklaşmaktadır, şu an Musa (as) peygamber asasıyla denize vurmakta ve denizi yarmaktadır ve sonsuza kadar da denizin yarılması Allah'ın hafızasında mevcut olarak kalacaktır.

Hz. Meryem'in Hz. İsa (as)'a hamile kalması, hurma ağacının altında doğum yapması, sonra kavmine dönmesi ve Hz. İsa (as)'ın henüz beşikteyken kavmin insanları ile konuşması, ardından Hz. İsa (as)'ın havarilerine "Allah katında benim yardımcılarım kimlerdir?" diye sorması ve Hz. İsa (as)'ın Allah katına yükseltilmesi de sizin şu an içinde bulunduğunuz anda gerçekleşmektedir. Üstelik yalnızca geçmişe dair bize bildirilen olaylar değil, geçmişle ilgili bize bildirilmeyen ve gelecekte olacağı için henüz bilmediğimiz olaylar da aslında şu andadır. Hz. İsa (as)'ın yaşamı boyunca geçirdiği her saniye, havarilerine Allah'ın dinini tebliğ etmesi, Allah'ın tespit ettiği bir sürede yeryüzüne tekrar gönderilişi, insanlara Kuran'ı tebliğ edişi ve hatta bu tebliği sırasında yaptığı her konuşma, daha sonra ölümü ve hesap günü diriltilmesi, cennetin girişinde melekler tarafından "Selam" sözleriyle karşılanması da aslında tam bu anda meydana gelmektedir.

Aynı şeyler bundan 3000 sene önce yaşayan bir insan için de geçerlidir. M.Ö.3000 yıllarında öğle vakti bir ağacın altında oturup manzarayı seyreden adamın eline bir uç uç böceği konması, adamın o böceği inceleyerek Allah'ı tesbih etmesi, daha sonra böceğin uçarak yuvasına doğru gitmesi, uç uç böceğinin yumurtadan çıkışından ölümüne kadar olan bütün halleri Allah katında hıfz edilmiştir ve dolayısıyla hepsi tek bir anda yani sizin bu satırları okuduğunuz şu anda gerçekleşmektedir.

Tüm bu örneklerin karşımıza bir kez daha çıkardığı gerçek şudur: Hiçbir an, hiçbir kare, hiçbir olay, hiçbir varlık yok olmamıştır ve olmayacaktır. Nasıl televizyonda izlediğimiz bir film, film şeridine kaydedildiyse, çeşitli karelerden oluşuyorsa ve bu kareleri bizim görmememiz onların olmadığı anlamına gelmiyorsa, bizim "geçmişte yaşanmış" veya "gelecekte yaşanacak" dediğimiz olaylar için de aynı şey geçerlidir.

Fakat bu noktanın yanlış anlaşılmaması çok önemlidir. Bu sahnelerin hiçbiri bir hatıra ya da bir anı gibi veya hayal gibi değildir. Bunların tümü, aynen şu an yaşadığınız an gibi canlıdır. Her şey diri olarak korunmaktadır. Biz yalnızca Allah bize bu algıları vermediği için onları geçmiş, bitmiş olaylar olarak görürüz. Ve Allah dilediği an bize bu görüntüleri gösterebilir, bu olaylara ait algıları vererek bize de bu olayları yaşatabilir.

Zamansızlık içinde her kare, her an aynı anda vardır ve sonuna dek var olacaktır. Allah'ın yarattığı hiçbir görüntü, hiçbir olay, hiçbir varlık yok olmaz. Hz. Nuh (as) gemiyi şu an yapmaktadır. Tufan şu an kopmuştur, tufana ait her kare her an şimdi her şeyle eş zamanlı olarak devam etmektedir. Bunlar geçmişte olup biten olaylar değildirler. Bugün yaşadığımız olaylar ile tüm bu anlatılanlar aynı anda gelişmektedir. Çünkü bunların her biri Allah'ın hafızasında sonsuza dek kalacak şekilde var edilmektedir.