Allah her şeyin bilgisine sahip olandır. Yukarıdaki ayette haber verildiği gibi yeryüzü var edildiğinden beri yaratılmış olan tüm yaprakların, ömürleri boyunca geçirdikleri bütün olayları ve durumları da bilir. Örneğin, binlerce sene önce Babil'deki bir ağacın ve hatta o ağaçtaki tek bir yaprağın dahi bilgisi Allah katında saklı durmaktadır. Hatta o yaprağın yere düşene kadar geçirdiği tüm aşamalar ayrı ayrı saklanmaktadır. Babil'de ağacın altında oturup o yaprağın düşüşünü izleyen insan farkında olmasa dahi onun düşüşünü gözlediği saniyeler tek tek Allah'ın hafızasında mevcuttur, ve bu saniyelerin hiçbiri yok olmamış, geçmişte kalmamıştır.
Bir insan tek bir yaprağın ağaçtan düşüşünü çok önemli bir olay olarak algılamayabilir. Ancak yeryüzündeki gelmiş geçmiş tüm yaprakların düşüşünün ve dahası tüm canlıların her anlarının bu şekilde "hıfz edildiği" düşünüldüğünde Allah'ın büyüklüğü ve ilmi apaçık bir şekilde karşımıza çıkar. Bu, bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:
...Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)
Aynı gerçek çiçekler için de geçerlidir. Bir gelincik solduğunda insanlar onun öldüğünü, yok olduğunu zannederlerken aslında o Allah katında tüm detaylarıyla durur. Daha gelincik tomurcuk halindeyken de açmadan önce de, yeni açtığında da, solduğunda ve öldü zannedildiğinde de bütün bu evreleri Allah katında durmaktadır. "...O, her yaratmayı bilir." ayetinde haber verildiği gibi, gerçekleşen her aşama Allah'ın bilgisi dahilindedir. (Yasin Suresi, 79) Ayrıca daha önce de belirttiğimiz gibi, gelincikte birbiri peşi sıra meydana gelen değişimler, ayrı zamanlarda olmuş gibi gözükse de gerçekte her aşaması aynı anda yaşanmaktadır. Allah katında tek bir gelinciğe ait her detay saklanmakta fakat Allah bunları dilediğine göstermektedir. Gelinciği gören insanların hafızasından bir müddet sonra gelinciğe ait bu görüntüler silinir ama bunların her biri Allah'ın hafızasında kalır.
Çiçeklerde birbiri peşi sıra meydana gelen değişimler, ayrı zamanlarda olmuş gibi gözükse de gerçekte her aşaması aynı anda yaşanmaktadır. Bu çiçeği gören insanların hafızasından bir müddet sonra bütün görüntüler silinir ama bunların her biri Allah'ın sonsuz hafızasında kalır. |
Allah'ın Muhsi ismi "Sonsuz da olsa her şeyin sayısını bilen" demektir. Allah bugüne kadar yeryüzünde var olmuş olan ve dalından düşen tüm yaprakların sayısını en iyi bilendir. Ayrıca bütün bitkilerin, bütün yaprakların, tüm çiçeklerin doğumlarından itibaren her anları, yavaş yavaş büyümeleri, gelişmeleri, kurumaları, dökülmeleri, üzerlerine konan böcekler, tozlar, her bir yaprağın üzerine düşen her yağmur damlası sonsuza dek kalmak üzere Allah'ın bilgisi dahilindedir. Bunlar diğer tüm canlıların yaşamlarındaki her an ile birlikte tek bir anda ve tek bir satıhta yaratılmışlardır. Bir bütün olarak şu anda, şimdi var edilmişlerdir. Dolayısıyla bir yaprak kuruyup düştüğünde aslında o ölmüş değildir yalnızca bizim hafızamızdan silinmiştir, oysa başka bir insanın hafızasında hala duruyor olabilir. Eğer Allah başka kişilerin hafızasında canlandırırsa, onlar bu yaprağı görmeye devam ederler.
Saksınızda yetiştirdiğiniz bir menekşe için de bu durum aynıdır. Menekşenizin ilk tomurcuk verdiği an da, ilk açış anı da, büyüyüp gelişmesi de, solup buruşması da Allah katında bellidir. Aslında şu an hepsi birden olmaktadır. Diğer bir deyişle menekşe şimdi açmakta ama şimdi de solmaktadır. Menekşenin açmasıyla solması arasında bir zaman geçmesi söz konusu değildir. Zaman kavramı yalnızca bizim için geçerlidir, Allah'ın hafızası tüm zamanların üstündedir. Bu gerçeği hatırlayınca tekrar anlaşılmaktadır ki, yeryüzünde tarih boyunca var olmuş bütün menekşeler aslında aynı anda açmakta, aynı anda solmaktadır. Bütün yapraklar şu an çıkmış bütün yapraklar şu an dökülmüştür. Öyle ki bundan 1500 sene önce Afrika'daki bir ormanda bir ağacın kovuğunda yaşamış olan küçücük bir bitkinin bile hayatının her safhası Levh-i Mahfuz'da kayıtlıdır. Aynı şekilde bundan 14 yüzyıl önce müslümanların Peygamberimiz'e altında biat ettikleri ağacın tohumdan ilk çıkışı, filizlerini toprağın üstüne doğru uzatışı, ardından kuruması da her anıyla şu an mevcuttur. Yeryüzündeki herhangi bir dağda büyüyen bir ottan, dünyanın herhangi bir çayırında yetişen tek bir çimene, çöldeki bir kaktüsten, varlığından kimsenin haberi olmadığı bir çalıya, buzların arasından çıkan bir kardelen çiçeğine veya asfaltın kenarında biten bir papatyaya kadar her bitkinin her anı Allah'ın hafızasında saklanmaktadır. Belki bu bitkinin varlığından yeryüzündeki hiçbir insanın haberi bile olmamış olabilir. Hatta hiçbir zaman olmayacak da olabilir. Fakat Allah elbette ki tüm bunlardan haberdardır:
...Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Sebe Suresi, 3)
Kıyamet saatinin ilmi O'na döndürülür. O'nun ilmi olmaksızın, hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. (Fussilet Suresi, 47)
Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır. (Sebe Suresi, 2)
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)
Diğer önemli bir nokta ise bu meyvelerden hiçbirinin aslında çürümemesi, yok olmaması, solmaması, kaybolmamasıdır. Bir portakal düşünün; Akdeniz'in turunç bahçelerinde 50 yıl önce yetişmiş olsun. Bu portakalın ne zaman hangi ağaçtan, hatta o ağacın hangi dalından çıkacağı, ekşi mi tatlı mı olacağı, büyüklüğü, şekli, renginin tonu kim tarafından dalından toplanacağı, hangi depoda bekletileceği, hangi kamyona yükleneceği, kim tarafından taşınacağı, hangi manava gideceği, manavdan kim tarafından satın alınacağı, alındığı evde kim tarafından yeneceği o portakalın kaderindedir. Belki de meyve sepetinde unutulacak ve küflenecektir. An be an küflenme aşamaları, en son tamamen küflenip, bozulması ve ev sahibi tarafından bulunup, çöpe atılması da kaderindedir. İşte tek bir portakalın dahi ömrünün her saniyesi, kaderindeki her an Allah katında sonsuza kadar vardır. Sonuç olarak o portakal Allah katında ölmez, yok olmaz, sonsuza kadar ilk tomurcuklandığı, olgunlaştığı, çürümeye başladığı ve iyice bozulduğu her hali ile diri ve canlı olarak kalır. Çünkü Allah Hayy yani diri olandır. O'nun hafızasındaki her şey de Allah "OL" dediği andan itibaren diridir.
Bu ağaçların kesim aşamalarında neler olacağı, kesimi kimlerin yapacağı, hangi evin yapımında kullanılacakları gibi tüm detaylar Allah katında önceden belirlenmiştir. | (En'am Suresi, 99) |
O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (En'am Suresi, 99)